Psikiyatri ve Psikoterapi
Psikiyatri ve psikoterapi hakkında her şey...
Ruhsal Gelişim Evreleri
Freud’un libido kuramına göre libido belirli gelişim evrelerinde belirli beden bölgelerine daha çok yatırılır. Bu bölgeler önce ağız, dudaklar ve dil, sonra anüs ve kalın bağırs ak, daha sonra ise genital organlardır. Belirli yaş dilimlerinde, belirli dürtülerin yoğunlaşmasından yola çıkarak oral, anal ve genital dönemleri tanımlamıştır. Daha sonra gizil dönem, ardından da ergenlik dönemi gelmektedir. Çocuklarımızın hangi dönemlerde, hangi aşamalardan geçtiklerini bilmek; hem onları daha iyi anlamamızı, hem de iletişimimizi kolaylaştırmayı sağlamaktadır.
Oral dönem
Kurama göre gelişimimiz sırasında farklı dönemlerde bedenimizin farklı bölgelerinden haz duyuyoruz. 18 aylık olana kadar geçen süreçte bu beden bölgesi ağızdır. Oral dönem olarak adlandırılan bu evrede bebek çevresinde gördüğü, eline aldığı ne varsa ağzına götürüp bu davranıştan haz almaktadır. Eğer ki çocuk bu dönemde asılı kalırsa, ileride oldukça saldırgan ve küfreden bir kişilik sergilemekte; bunun yanı sıra sigara, aşırı yemek yeme gibi zararlı alışkanlıklar göstermektedir.
Bu dönem 0-1 yaş arasındaki bebeklik dönemini kapsar. Oral dönemde temel haz kaynağı emmedir. Emme pasif ve bağımlı bir davranıştır. Freud’a göre anne ya da anne yerine geçen yetişkin tarafından çocuğun memeden erken kesilmesi ya da aksine çok uzun emzirilmesi onun bu döneme bağımlı olmasına neden olmaktadır. Emme ihtiyacı daha sonraki yaşamında da sürmektedir. Örneğin, öğrencilerin sinirli ve gergin olduğunda tırnak yemeleri, Freud’un oral bağımlılık olarak tanımladığı durumun bir göstergesidir. Psikoanalitik görüşe inanan psikiyatristlere göre çocuğun yaşama küsmesi ya da onu sevmesi annenin tutumuna bağlıdır. Çocuğun ilerde göstereceği ruhsal özelliklerin temelini oluşturur. Örneğin, çocuğun birden bire sütten kesilmesi yaşama küsmesine yol açar. Bunu yapan anneye karşıda çocuk düşmanlık duyguları geliştirir. Sevme ve düşmanlık duyguları gibi iki zıt durumda kalan çocuk bilinçsiz olarak ruhsal bir çatışmanın içine girer. Böyle bir kimse anne aracılığıyla diğer insanlara karşı olan sevgi ve bağımlılığını da yitirir. Buda onun toplumsal gelişimini gene olumsuz yönde etkiler.
Bu evrede bebeklerin davranışlarında içe alım ve doyum önceliklidir, ancak gözlemler bebeklerin alma ve verme arasında dalgalandıklarını göstermektedir. Doğum sonrasındaki ilk haftalarda doymuş ve rahat bir yüz anneye sunulan en büyük ödüldür. Daha üç dört aylıkken başlayan gülümsemeler ve zamanla daha da artan sevinç gösterilerinin de aynı amacı güttüğü söylenebilir. Daha sonra bebeklerin tutmaya başladıkları, tuttuklarını bıraktıkları, almaya başladıkları ve aldıklarını geriye verip yeniden aldıkları bilinmektedir. Bebeklerin bu etkinlikler sırasında çevreye dikkatle baktıkları, çevreyle sürekli bir ilişki içinde oldukları ve bir şeyleri anlatmaya çabaladıkları gözlenir. İştah ve yeme bozukluklarının çoğu bu dönemde şekillenmektedir. Dediğim dedik anneler bu verme-alma alışverişini bir güç gösterisini çevirebilirler. Çocuk bu tutum sonucu almayı güçlülük, vermeyi ise güçsüzlük olarak algılayabilir. Kekemelik, konuşma ve bazı öğrenim bozuklukları da bu şekildeki bir anne- çocuk alışverişini düşündürmektedir. Aşırı şişmanlığın dinamiğinde ise, annenin çocuğa ‘Senin ne zaman acıkacağına, seni ne zaman doyuracağıma ben karar veririm’ gibi bir yaklaşımın etkisi çokça vurgulanmıştır. Umutsuz ve karamsar anneler, çocuklarında geleceğin umut içerdiği inancının gelişmesini, sevemeyen annelerse çocuklarının kendilerini sevilir varlıklar olarak algılamasını engellerler. Bu nedenle bu dönem umudun, inancın, temel güven duygusu ve sevginin belirleyicisi olduğu düşünülmektedir. Depresyon, madde bağımlılığı ve depresif kişilik yapısının temelleri bu evre de atılır.
Anal dönem
İkinci gelişim dönemi olan anal dönem 1-3 yaşlarını kapsamaktadır. Bu dönem idrar ve dışkı çıkarma ile ilgilidir. Çocuk bu dönemde kendini ve çevreyi kontrol etmeyi öğrenir. Sinirli, hoş görüsüz ve cezalandırma yoluyla tuvalet eğitimi veren anne baba ya da bakıcılar, çocuğun bu döneme bağımlı kalmasına neden olurlar. (Annenin bu dönemdeki tutumu ve dışkılama işlemine ilişkin kendi duyguları çocuğun ileride sahip olacağı karakter özelliklerini önemli oranda etkiler) Daha ileriki yaşlarda bu durumun bilincine varan kimi çocuklar anormal davranışlar göstererek çeşitli cisimlerden yararlanma yoluna da gidebilirler.
Bu evre 18 - 36 aylık dönemi kapsayan anal dönem olarak adlandırılmaktadır. Tuvaletini yaparken büyük bir haz duyan çocuk için zevk bölgesi anal bölge olmaktadır. Libido enerjisinin çoğu bu dönemde asılı kalırsa ileride düzenli ve tertipli olmaya dair bir takıntı (anal-çekilme) ya da dikkatsizlik, dağınıklık (anal-dışavurum) sergilenebiliyor. Çocuğun ileride anal-çekilme ya da anal-dışavurum özellikleri gösterip göstermeyeceğini belirleyense ailenin çocuğun tuvalet eğitimindeki tutumu oluyor. Eğer oldukça sert bir tutum sergilenirse çocuğun kişiliği mükemmeliyetçilik takıntısı çerçevesinde gelişiyor. Bu dönemde konuşma, yürüme ve temizlenmenin olduğu, merak, inanç ve büyüsel düşüncenin yoğunlaştığı bir evredir. Çocukların toplumsal kural ve değerlerle karşılaştıkları ve bocaladıkları bir dönemdir. Çevre çocukların kakasını belli dönemlerde, belli yerlerde yapmasını istemekle kalmaz, yürürken ortalığı kırıp dökmemesini, inatçılığından vazgeçmesini bekler, ısrarlı bir meraktan hoşlanmadığını belli eder. Çocuk ise bu beklenti ve kurallara aldırmaz, o içsel gereksinimlerinin dayattığı isteklere göre yaşar. Yürürken bir şeyi bozacağını ya da kıracağını düşünmez. Soru sorarken aşırılığa kaçabilir, kakasını yaparken yer ve zamanı, çevrenin temizlik ilkelerini önemsemez. Hatta dışkısı ile oynamada bir sakınca görmez. Yoğun inatçılığını sürdürür. Dürtü ve gereksinimlerindeki düzensizlik, dağınıklık ve kontrolsüzlük bu dönemin özgül özelliğidir. Çocuklar yavaş yavaş, çevrelerindeki nesneleri tutmaya ve tuttuklarını da bırakmamaya başlar. Zamanla biriktirme tutkuları yoğunlaşır Ellerine ne geçirirlerse toplarlar. Başına buyruk ve özerk olma çabaları çevre ile çatışmalarını daha da şiddetlendirir. ‘Ben kendim yaparım’ bu dönemin ciddiye alınması gereken temel özelliğidir. Güç savaşı ilişkilerde kontrol etme ve edilme biçiminde belirginleşir, kontrol etme tutkusu hiçbir zaman yok olmaz. Bu evredeki sorunlara takılı kalan çocuklar ileride cimri, kuralcı tutmak ve bırakmakta zorlanan, yakın ilişki kurmakta zorlanan kişiler olurlar.
Fallik (Genital) Dönem
Tuvalet eğitiminde 3 - 6 yaş arasındaki zevk bölgesiyse genital bölgedir. Fallik dönem olarak adlandırılan bu yaşlarda Oedipus ya da Elektra kompleksi gelişebiliyor. Oedipus kompleksi erkek çocuğun babasını annesinden kıskanması ve bilinçaltından babasının ölmesini istemesi olarak tanımlanıyor. İsmini Yunan mitolojisinden alan kavram, hikâyede babasını öldürüp annesiyle evlenen Oedipus'a gönderme yapıyor. Ancak bu gizil duygular bir süre sonra çocukta kaygı uyandırmaya başlıyor. Annesine duyduğu arzu dolayısıyla hadım edileceği korkusu duymaya başlıyor. Elektra kompleksi ise kız çocuğun babasına duyduğu aşk dolayısıyla annesine olan kıskançlığını ifade ediyor. Bu aşk dolayısıyla cezalandırılacağını düşünen kız çocuk kaygı duymaya başlıyor. Ancak Elektra kompleksi kavramını Freud'un öğrencisi olan Jung'un geliştirdiğine parmak basmakta yarar var. Freud yalnızca Oedipus kompleksini açıklamaktadır. Gelişimin ilerleyen dönemlerinde, her iki cins de kendi hemcinsi ebeveynini kıskanmayı bırakıp onları örnek alarak kız çocuk babası gibi bir erkeği, erkek çocuksa annesi gibi bir kadını eş olarak etkileyebileceğini kavrıyor. Oedipus kompleksinin çözülmesi sağlıklı bir gelişim için koşuldur. Çocuğun bu bağlardan kurtulması ve rekabet sorunlarını çözmesi kişiye özgürlük kazandırır, öte yandan bu döneme özgü cezalandırılma korkuları, suçluluk ve utanç duyguları ödipal sorunların çözümünü çok güçleştirir. Bu durum gerçek kimliğin bulunmasına, anne- baba dışındaki kişilerle dostluklar, yakın bağlar ve cinsel ilişkiler geliştirebilme olanağı sağlar. Mutsuz evliliklerde arkadaş edinememelerde tek bir insana saplanıp kalmalarda, sık sık eş değiştirmelerde babaya yada anneye çok benzeyen insanları arkadas olarak seçmelerde ve cinsel sorunların büyük bir bölümünde çözülmemiş ödipal sorunların etkili olduğu bilinmektedir.
Gizil dönem
6 yaş civarını kapsamakta olan bu dönem de, cinsel arzuların en aza indiği bu dönemde asılı kalan bireyler ileride cinsel yönden tatminsizlik çekebiliyorlar. Cinsel enerji daha çok spor gibi faaliyetlere yönlendiriliyor. Çocuk bu dönemde okula başlıyor, başka arkadaşlıklar kuruyor, sorumlulukları artıyor ve sosyalleşiyor. Ebeveyn olarak anne babanın dışında öğretmenleri hayatına giriyor ve aktarımları farklılaşıyor.
Ergenlik Dönemi
Aşağı yukarı 12 yaştan sonra başlar. Hızlı fiziksel gelişme ve buluğa erme ile içsel, cinsel dürtüler artmaktadır. Öğretmenler, ergenin ilgi ve ihtiyaçlarını gelişim özelliklerini tanıyıp ,ona anlayışlı ve saygılı davranarak problemlerini çözümlemede yardımcı olabilirler. Freud, psikolojiye yeni yöntemler ve görüşler getirmişse de nesnel psikolojiye değer veren psikologlar tarafından yeterli görülmemektedir. Bununla birlikte, ruhsal sorunların çözümünde bu görüşlerden yararlanılmaktadır. Ergenlik döneminde ve sonraları cinsel enerji, cinsel organlarda toplanır. Yetişkinlikte kişinin kimi cinsel sorunları ilk basamaktakilerle birlikte ortaya çıkar.Bu nedenle,çocuğun bu basamakları normal atlatmasına önem verilmelidir.










